İçeriğe geç

2001'den beri bilim ve teknoloji haberleri, makaleler

Evcil tilkilerin beyninde saldırganlıkla bağlantılı bir nöron türü daha az bulundu

Biyoloji Haber 9 dk okuma
Evcil tilkilerin beyninde saldırganlıkla bağlantılı bir nöron türü daha az bulundu

Cornell Üniversitesi'nden araştırmacılar, 1959'dan beri insana dost olmaları için seçilen gümüş tilkilerin hipotalamusunda, saldırganlıkla ilişkili VMHvl bölgesindeki östrojen reseptörü taşıyan nöronların saldırgan tilkilere göre daha az olduğunu buldu. Current Biology'de yayımlanan çalışma yalnız sekiz tilkiye dayanıyor ve nedensellik göstermiyor, ama evcilleşmenin beyindeki izine somut bir aday…

Sibirya'da 1959'dan beri süren ünlü bir deneyde, insana dost olsunlar diye seçilerek çoğaltılan gümüş tilkilerin beyninde ilk kez belirli bir hücre türünde fark bulundu. ABD'deki Cornell Üniversitesi'nden Eirene Markenscoff-Papadimitriou'nun yönettiği ekip, evcil tilkilerin hipotalamusunda saldırganlıkla ilişkilendirilen bir bölgede, östrojen reseptörü taşıyan nöronların saldırgan tilkilere göre daha az olduğunu gördü. 2 Kasım 2026'da Current Biology dergisinde yayımlanan kısa makale, örneklemi çok küçük olsa da, evcilleşmenin beyni hangi düzeyde değiştirdiği sorusuna somut bir aday getiriyor: Tek tek genlerin ya da bölgelerin değil, tanımlı bir nöron türünün sayısındaki değişim.

Altmış yılı aşkın bir seçilim deneyi

Hikâye, Sovyet genetikçi Dmitri Belyayev'in köpeklerin nasıl evcilleştiğine dair bir sorusuyla başlıyor. Belyayev ve öğrencisi Lyudmila Trut, 1959'da Novosibirsk yakınlarındaki Sitoloji ve Genetik Enstitüsü'nde (bugün Rusya Bilimler Akademisi'ne bağlı), kürk çiftliklerinde yetiştirilen gümüş tilkilerle bir seçilim deneyi başlattı. Gümüş tilki ayrı bir tür değil; Türkiye'de de yaygın olarak yaşayan kızıl tilkinin (Vulpes vulpes) siyah-gri tüylü bir renk varyantı.

Yöntem sade ama kararlıydı: Her kuşakta yalnız insana karşı en az korku ve saldırganlık gösteren yavrular üretime ayrıldı; görünüş ya da kürk kalitesi hesaba katılmadı. Trut ve arkadaşlarının 2009'da BioEssays'te yaptığı değerlendirmeye göre kurucu grup 100 dişi ve 30 erkekten oluşuyordu. Dördüncü kuşakta köpekler gibi kuyruk sallayan yavrular görüldü. Altıncı kuşakta insanla temas arayan, sızlanan ve yalayan, "elit" diye sınıflanan tilkiler ortaya çıktı; bu grubun payı o kuşakta yalnızca %1,8 iken 10. kuşakta %17,9'a, 20. kuşakta %35'e, 30. kuşakta %49'a yükseldi. 2005–2006'ya gelindiğinde evcil hattaki tilkilerin neredeyse tamamı bu sınıftaydı. Deney boyunca yaklaşık 50.000 yavru davranış testinden geçirildi.

Siyah beyaz fotoğraf: beyaz elbiseli ve şapkalı bir kadın yerde uzanan siyah bir tilkiyi okşuyor; arkada tel örgü ve ağaçlar var
Lyudmila Trut, Novosibirsk'teki deneyin evcil tilkilerinden biriyle (1974). Fotoğraf: Svetlana Argutinskaya / Lyudmila Trut arşivi, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

Davranışla birlikte görünüş de değişti. Sekizinci ile onuncu kuşaklar arasında alında beyaz yıldız ve kahverengi benekli tüyler belirdi; ardından sarkık kulaklar, kıvrık ve kısalmış kuyruklar görülmeye başlandı. Trut'un verilerine göre bu özellikler evcil hatta, sıradan çiftlik tilkilerine kıyasla yaklaşık 5 ile 17 kat daha sık görülüyordu. Evcil tilkilerin kanındaki stres hormonu kortizolün düzeyi de kuşaklar içinde belirgin biçimde düştü. Karşılaştırma için daha sonra insana saldırgan tepki veren tilkilerden ayrı bir hat kuruldu.

Deneyin yolu her zaman düz olmadı. Belyayev 1985'te öldü; Sovyetler Birliği'nin 1991'de dağılmasının ardından gelen ekonomik kriz projeyi kapanmanın eşiğine getirdi. Nature 2001'de enstitünün tilkileri beslemek için yılda yaklaşık 10 bin dolarlık bir açıkla uğraştığını yazmıştı. Hatlar bugün de sürüyor: Yeni makalenin teşekkür bölümüne göre tilki toplulukları Rusya Bilim ve Yükseköğretim Bakanlığı'nın desteğiyle aynı enstitüde bakılıyor.

İnfografik: üstte evcil hattaki elit tilki oranını kuşaklara göre gösteren çubuk grafik (yüzde 1,8'den neredeyse tamamına), altta 1959'dan 2026'ya dikey zaman çizelgesi
Gümüş tilki deneyinin kilometre taşları ve evcil hatta "elit" tilkilerin oranı. İnfografik: bilimveteknoloji.com (kaynak: Trut ve ark., BioEssays 2009; Kukekova ve ark., Nature Ecology & Evolution 2018; Lord ve ark., TREE 2020; Klein ve ark., Current Biology 2026)

Beynin "saldırganlık düğümü"

Cornell ekibinin baktığı yer, beynin tabanındaki hipotalamus. Bu küçük bölge açlık, vücut ısısı ve üreme gibi temel işlevlerin yanında saldırganlık, çiftleşme ve yavru bakımı gibi doğuştan gelen sosyal davranışları da yönetiyor. İçindeki ventromedial çekirdeğin (VMH) alt-yan kesimi, yani ventrolateral bölümü (VMHvl), memelilerde saldırganlık devresinin korunmuş bir düğümü olarak biliniyor.

Bu bilginin büyük kısmı farelerden geliyor. California Teknoloji Enstitüsü'nden (Caltech) David Anderson'ın ekibinde Dayu Lin ve arkadaşları, 2011'de Nature'da yayımladıkları çalışmada bu bölgedeki nöronları ışıkla uyardıklarında erkek farelerin önlerindeki erkeğe, hatta dişilere ve şişirilmiş bir eldivene saldırdığını göstermişti. Aynı grup 2014'te bu işin özellikle östrojen reseptörü alfa genini (Esr1) taşıyan nöronlarla yapıldığını buldu: Bu hücreler zayıf uyarıldığında fare koklama ve çiftleşme girişimine yöneliyor, güçlü uyarıldığında saldırıya geçiyordu. Sonraki çalışmalar, aynı nöronlar arasında oksitosin reseptörü (OXTR) de taşıyan bir alt grubun, farelerde süregiden saldırgan ruh halini kodladığını öne sürdü.

Sekiz tilki, üç hat, bir hücre türü

Klein ve arkadaşları bu fare bilgisini tilkilere taşıdı. Ekip, evcil, saldırgan ve hiçbir davranış seçilimi yapılmamış sıradan çiftlik hatlarından tilkilerin beyin kesitlerinde, RNAscope adlı bir in situ hibridizasyon yöntemi kullandı. Bu yöntemde belirli genlerin RNA'sı doku üzerinde floresan işaretlerle görünür hâle getiriliyor ve her hücrenin hangi genleri kullandığı tek tek sayılabiliyor. Yani çalışma, tek hücre RNA dizilemesine değil, mikroskop altında hücre saymaya dayanıyor.

Araştırmacılar karşılaştırdıkları bölgenin gerçekten aynı yer olduğundan emin olmak için VMHvl'e özgü bir işaretleyici gen olan DLK1'i kullandı; bu genin düzeyi gruplar arasında benzerdi. Asıl sonuç ESR1'de çıktı: Evcil tilkilerde bu geni kullanan hücrelerin oranı, saldırgan tilkilere göre belirgin biçimde düşüktü. Hem ESR1 hem OXTR taşıyan, farelerde saldırgan ruh haliyle ilişkilendirilen alt grup da evcillerde daha azdı. Dikkat çekici bir ayrıntı daha var: ESR1 taşıyan hücre başına düşen RNA miktarı değişmemişti. Yazarlara göre bu, evcillerde reseptörün hücre içinde daha zayıf çalıştığını değil, bu tür hücrelerin sayıca daha az olduğunu düşündürüyor.

İnfografik: tilki beyninde hipotalamusun konumu, ventromedial çekirdeğin ventrolateral bölümünün yakın planı ve saldırgan ile evcil hatta ESR1 taşıyan hücrelerin temsilî karşılaştırması; altta yöntem, bulgu ve sınırlar kutuları
Çalışmanın özeti: Evcil tilkilerin VMHvl bölgesinde östrojen reseptörü (ESR1) taşıyan hücreler daha az. Nokta alanları temsilîdir, makaledeki gerçek sayıları göstermez. İnfografik: bilimveteknoloji.com (kaynak: Klein ve ark., Current Biology 2026; Lin ve ark., Nature 2011; Lee ve ark., Nature 2014)

Sonuçlar ne kadar güçlü?

Bulgunun çekici bir hikâye anlattığı açık; ama sınırları da en az bulgu kadar önemli. Makaleye göre ölçümler yalnızca sekiz yetişkin dişi tilkiden alınan kesitlere dayanıyor. Cornell Üniversitesi'nin duyurusunda ise her hattan üçer olmak üzere dokuz beyinden söz ediliyor; hatlara düşen kesin sayı makalenin ek dosyasında yer alıyor ve bu haberde doğrulanamadı. Makaledeki istatistik, farkın yalnız evcil ve saldırgan tilkiler arasında anlamlı olduğunu (p < 0,05) gösteriyor. Sıradan çiftlik tilkileri ikisinin arasında kalıyor ve onlarla yapılan karşılaştırmalar anlamlı çıkmamış. Bu nedenle bazı haberlerde geçen, evcillerin hem saldırgan hem sıradan tilkilerden belirgin biçimde ayrıldığı yorumu makaledeki istatistikle tam örtüşmüyor.

Yazarlar da çalışmanın bu hücrelerin ne zaman ve nasıl azaldığını ya da evcil davranışa gerçekten yol açıp açmadığını belirlemediğini açıkça yazıyor. Çalışmaya katılmayan Missouri Üniversitesi'nden nörobilimci Cheryl Rosenfeld, Scientific American'a yaptığı değerlendirmede araştırmanın hayvanlarda beynin nasıl programlandığı sorusunun özüne dokunduğunu söyledi. Rosenfeld'in kendisi de 2020'de aynı tilki topluluklarında hipotalamusta çok sayıda genin farklı çalıştığını gösteren bir çalışmanın ilk yazarıydı.

Hormonlar, genler ve üreme mevsimi

Bu farkın nereden kaynaklanabileceğine dair birkaç ipucu var. Deneyin ilk yıllarında bazı evcil tilkilerin olağan Ocak–Şubat çiftleşme mevsiminin dışında da çiftleştiği gözlenmişti; bu, seçilimin hormon sistemine de dokunduğunu düşündürüyor. Östrojen sinyalinin farelerde saldırganlık devresinin gelişimi için gerekli olduğu 2025'te yine Current Biology'de gösterilmişti.

Genetik taraf da aynı yeri işaret ediyor. Illinois Üniversitesi'nden Anna Kukekova'nın ekibi 2018'de Nature Ecology & Evolution'da kızıl tilki genomunu yayımlamış, evcil, saldırgan ve sıradan hatların genomlarını karşılaştırarak seçilimin izini taşıyan 103 bölge bulmuştu. Bunların en güçlü adayı, sinir hücreleri arasındaki bağlantıların esnekliğinde rol oynayan SorCS1 geniydi. Yeni makaleye göre tilkinin ESR1 geni de, aynı ekibin daha önce 1. kromozomda evcil davranışla ilişkilendirdiği bir bölgenin içinde duruyor. Kukekova yeni çalışmanın da ortak yazarı.

Evcilleşme sendromu ve köpeklerle karşılaştırma

Tilki deneyi, köpekten domuza pek çok evcil hayvanda görülen sarkık kulak, kıvrık kuyruk, benekli tüy ve kısa burun gibi özelliklerin neden bir arada ortaya çıktığı sorusunun da merkezinde. Adam Wilkins, Richard Wrangham ve Tecumseh Fitch 2014'te Genetics dergisinde, bu "evcilleşme sendromunun" embriyoda deri renginden yüz kemiklerine ve böbreküstü bezinin iç kısmına kadar birçok dokuya kaynaklık eden nöral krest hücrelerinin hafifçe azalmasıyla açıklanabileceğini önermişti. Daha az nöral krest, hem daha zayıf bir korku-stres tepkisi hem de bu görünüş değişiklikleri anlamına gelebilirdi.

Bu tablo tartışmasız değil. Kathryn Lord ve arkadaşları 2020'de Trends in Ecology & Evolution'da Belyayev'in tilkilerinin kökenini Kanada'nın doğusundaki kürk çiftliklerine kadar izledi ve hem deneyin sonuçlarının hem de evcilleşme sendromunun ne kadar yaygın olduğunun abartılmış olabileceğini savundu. Yani tilkiler deneye tamamen "vahşi" başlamamıştı.

Karla kaplı açık bir alanda yandan görünen, kızıl ve bej tüylü bir kızıl tilki kameraya bakıyor
Gümüş tilkiler, Türkiye'de de yaşayan kızıl tilkiyle aynı türden. Fotoğraftaki kızıl tilki, sert bir kışın ardından Ankara Gölbaşı'nda görüntülendi (Mart 2012). Fotoğraf: A. Ömer Karamollaoğlu / Flickr, Wikimedia Commons, CC BY 2.0

Köpeklerle karşılaştırmada da önemli bir fark var. Köpekler kurt atalarından en az 15 bin yıl önce, büyük olasılıkla bilinçli bir seçilim programı olmadan, uzun ve karmaşık bir süreçle ayrıldı. Tilki deneyi ise aynı türün kardeş toplulukları arasında yalnızca tek bir davranış ölçütüyle, kayıtlı ve denetimli biçimde yürütüldü. Bu yüzden araştırmacılar onu, evcilleşmenin başlangıcını laboratuvarda yeniden canlandıran bir model olarak görüyor. Markenscoff-Papadimitriou da aynı nöronların köpeklerde ve kurtlarda sosyal davranışı biçimlendirip biçimlendirmediğini merak ettiğini belirtiyor.

Sırada ne var?

Ekibin bir sonraki hedefi, evcillik ya da saldırganlıkla ilişkili gen varyantlarının VMHvl nöronlarının gelişimini düzenleyen genlere denk gelip gelmediğini araştırmak. Cornell'in açıklamasına göre Kukekova, tilki genomunun farklı bölgelerindeki mutasyonların bu nöronların gelişimini nasıl etkilediğine bakmayı planlıyor. Yazarlar, saldırganlık devresinin koku bilgisini taşıyan yukarı akış bölgeleri gibi başka düğümlerinin de incelenmesi gerektiğini ve östrojenin kendisinin evcil hayvanlarda farklı miktarda bulunup bulunmadığının henüz bilinmediğini vurguluyor. Daha büyük örneklemli ve davranış ölçümleriyle birleştirilmiş çalışmalar, bulgunun bir rastlantı mı yoksa evcilleşmenin ortak bir beyin imzası mı olduğunu gösterecek.

Altmış yılı aşkın bir deney, bu kez beynin derinlerindeki küçük bir hücre topluluğuna işaret ediyor. Sonuç doğrulanırsa evcilleşmenin, insana yaklaşmaktan korkmayan bir hayvan yaratırken saldırganlığın devresini kökünden değil, hücre sayısını azaltarak "kısarak" işlediği anlaşılabilir. Ama şimdilik bu, sekiz tilkiden gelen, umut verici bir başlangıç.

Kaynaklar: Klein JL, Shepeleva DV, Vladimirova AV, Kharlamova AV, Miller AD, Kukekova AV, Markenscoff-Papadimitriou E, "Hypothalamic cell-type differences associated with selection for tameness in the silver fox", Current Biology 36(21), R1216–R1217 (2 Kasım 2026), doi:10.1016/j.cub.2026.09.020 (PubMed 42971153; yazar el yazması PMC13729806); Cornell Chronicle, "From wild to mild: Friendly foxes show changes in brain region" (Krishna Ramanujan, 2 Kasım 2026); Scientific American, "This brain change can make foxes act like pet dogs" (Mary Randolph, 6 Kasım 2026); Trut L, Oskina I, Kharlamova A, "Animal evolution during domestication: the domesticated fox as a model", BioEssays 31, 349–360 (2009), doi:10.1002/bies.200800070; Lin D ve ark., "Functional identification of an aggression locus in the mouse hypothalamus", Nature 470, 221–226 (2011), doi:10.1038/nature09736; Lee H ve ark., "Scalable control of mounting and attack by Esr1+ neurons in the ventromedial hypothalamus", Nature 509, 627–632 (2014), doi:10.1038/nature13169; Mountoufaris G ve ark., Cell 187, 5998–6015 (2024), doi:10.1016/j.cell.2024.08.015; Zha X ve ark., Current Biology 35, 2684–2696 (2025), doi:10.1016/j.cub.2025.04.076; Kukekova AV ve ark., "Red fox genome assembly identifies genomic regions associated with tame and aggressive behaviours", Nature Ecology & Evolution 2, 1479–1491 (2018), doi:10.1038/s41559-018-0611-6; Rosenfeld CS ve ark., Genes, Brain and Behavior 19, e12614 (2020), doi:10.1111/gbb.12614; Wilkins AS, Wrangham RW, Fitch WT, "The 'domestication syndrome' in mammals: a unified explanation based on neural crest cell behavior and genetics", Genetics 197, 795–808 (2014), doi:10.1534/genetics.114.165423; Lord KA, Larson G, Coppinger RP, Karlsson EK, "The history of farm foxes undermines the animal domestication syndrome", Trends in Ecology & Evolution 35, 125–136 (2020), doi:10.1016/j.tree.2019.10.011; MacWilliams B, "It's a dog's life for Siberian foxes", Nature 412, 845 (2001), doi:10.1038/35091208. Kapak fotoğrafı: Japonya'nın Miyagi bölgesindeki Zao Tilki Köyü'nde karın üzerinde dinlenen bir gümüş tilki, Şubat 2022 (Novosibirsk deneyinin tilkisi değildir). Fotoğraf: Raita Futo / Flickr, Wikimedia Commons, CC BY 2.0.

Paylaş

Benzer Haberler

Tüm haberler
Biyoloji

İnsan Klonlama

İnsan klonlama çalışmaları hakkında deyalı bir makale, klonlama nedir ve klonlama çalışmaları nasıl yürülüyor sorularına bu yazıda cevap arı…

MakaleArşiv
Astronomi

Evren

Evren ve yapısı hakkında merak ettiğiniz herşeyi bulabileceğiniz bir makale. Evrenin yaşı ve çapı gibi evren hakkında bir çok bilgiyi sizin…

MakaleArşiv
Astronomi

Güneş Sistemi

Güneş sistemi'nin yapısı ve özellikleri hakkında ayrıntılı bir makale hazırladık. Güneş sisteminde bulunana gezegenler, gök taşları ve diğer…

MakaleArşiv