Silikon atığı kendi hammaddesine geri dönüyor: TU Berlin'den Nature'da yeni yöntem

Berlin Teknik Üniversitesi kimyacıları, kek kalıbı ve biberon emziği gibi kullanılmış silikon ürünlerini, silikon sanayisinin temel hammaddesi dimetildiklorosilana geri çevirmeyi başardı. Nature'da yayımlanan yöntem 80 °C'de %99'a varan verim sağlıyor, ancak zehirli fosgene dayandığı için henüz laboratuvar aşamasında.
Mutfak çekmecesindeki kek kalıbından banyodaki derz dolgusuna, bebek biberonunun emziğinden otomobil contalarına kadar hayatımızın her köşesinde silikon var. Ama bu malzemenin bir sorunu var: Ömrünü tamamladığında neredeyse hiç geri dönüştürülemiyor. Berlin Teknik Üniversitesi (TU Berlin) kimyacıları, bu düğümü çözebilecek bir yöntem geliştirdi. 28 Ekim 2026'da Nature dergisinde çevrim içi yayımlanan çalışmada ekip, kullanılmış silikon ürünlerini, silikon sanayisinin temel hammaddesi olan dimetildiklorosilan molekülüne geri çevirmeyi başardı. Bazı ürünlerde verim %99'a, farklı silikon atıklarının karışımında ise %86'ya ulaştı. Yöntem henüz laboratuvar aşamasında ve zehirli bir gaz olan fosgene dayanıyor; yine de araştırmacılar, silikonu "doğduğu yere" geri götürmenin kapısını araladı.
Her yerde olan, ama geri dönmeyen bir malzeme
Silikonlar, kimyasal adıyla polisiloksanlar, karbon yerine silisyum ve oksijen atomlarının sırayla dizildiği uzun zincirlerden oluşur. En yaygın türü olan polidimetilsiloksanda (PDMS) her silisyum atomuna ayrıca iki metil grubu bağlıdır. Bu yapı malzemeye, sıradan plastiklerde pek bulunmayan bir özellikler bileşimi kazandırır: Silikon hem yüksek sıcaklığa hem soğuğa dayanır, su itici ve esnektir, kimyasallarla kolay kolay tepkimeye girmez, insan dokusuyla da genellikle uyumludur.
Bu yüzden kullanım alanı çok geniş. Fırın kalıpları, mutfak spatulaları, biberon emzikleri ve buz kalıpları gibi ev eşyalarının yanı sıra inşaatta derz dolgusu ve yalıtım malzemesi, otomotivde conta ve hortum, elektronikte yalıtkan kaplama, tıpta kateter ve implant, kozmetikte ise şampuan ve kremlerdeki "dimetikon" olarak karşımıza çıkıyor. Silikon sektörünü inceleyen 2024 tarihli bir derlemeye göre dünyada her yıl 2,9–3 milyon ton silikon üretiliyor ve üretim her yıl yüzde 5–6 büyüyor. Bu, yaklaşık 10 bin tonluk Eyfel Kulesi'nin 300 katı kadar malzeme demek. Aynı çalışmaya göre yalnız inşaat sektörü yılda 670 bin tonun üzerinde silikon kullanıyor.

Dayanıklılığın bedeli: Kırılmayan Si–O bağı
Silikonu değerli kılan dayanıklılık, iş geri dönüşüme gelince en büyük engele dönüşüyor. Malzemenin omurgasını oluşturan silisyum–oksijen (Si–O) bağı son derece güçlü: Bu bağı koparmak için mol başına yaklaşık 451 kilojoule enerji gerekiyor. Karşılaştırma için, plastiklerin omurgasındaki karbon–karbon bağında bu değer ortalama 350 kilojoule civarında. Üstelik Si–O bağı, metil gruplarını zincire bağlayan silisyum–karbon bağından da belirgin biçimde sağlam. Kısacası silikon, ısıya ve kimyasallara karşı onu koruyan özellikler yüzünden parçalanmaya da direniyor.
Sonuç olarak kullanılmış silikonun büyük bölümü ya çöp depolama alanlarına gidiyor ya da yakılıyor. Silikon doğada çürümediği için depolama sorunu kalıcı hale getiriyor. Yakıldığında ise geriye kum benzeri silika, karbondioksit ve su kalıyor; malzemeyi üretmek için harcanan büyük emek ve enerji boşa gidiyor. Mekanik geri dönüşümde atık öğütülüp dolgu malzemesi olarak kullanılıyor ama bu, kalitenin düştüğü bir "alt dönüşüm". Bugün en yaygın kimyasal yöntem ise silikonu asit ya da baz yardımıyla küçük halkalı moleküllere (siklik siloksanlara) ayırmak. Bu halkalar yeniden işlenebiliyor, fakat silikon kimyasının asıl başlangıç noktası değiller. 2024 tarihli derlemeye göre dünyada kimyasal yolla geri dönüştürülen silikon miktarı yılda yalnızca 35–45 bin ton civarında; bu da üretimin yaklaşık yüzde 1,5'ine denk geliyor.
Silikon nasıl üretiliyor?
Yeni yöntemin neden önemli olduğunu anlamak için silikonun nereden geldiğine bakmak gerekiyor. Yolculuk, kuvars kumuyla başlıyor. Kum, elektrik ark fırınlarında yaklaşık 2.000 °C'de indirgenerek metalik silisyuma dönüştürülüyor. Bu silisyum, 1940'larda bulunan ve mucitlerinin adını taşıyan Müller–Rochow sürecinde, bakır katalizör eşliğinde 280–350 °C'de metil klorürle tepkimeye sokuluyor. Ortaya çıkan klorosilanların en önemlisi dimetildiklorosilan; bu molekül suyla tepkimeye girdiğinde zincir kurarak silikonu oluşturuyor.
Bu zincirin ilk halkaları, özellikle silisyum üretimi, çok fazla enerji tüketiyor. Dolayısıyla atıktan doğrudan dimetildiklorosilan elde edebilmek, kum ve ark fırını aşamalarını atlamak anlamına geliyor. Geri kazanılan monomer, fabrikada sıfırdan üretilenle aynı molekül olduğu için ondan yapılan silikonun kalitesinde bir düşüş beklenmiyor. Kimyacıların "monomere geri dönüş" dediği hedef tam olarak bu.

Yeni yöntem nasıl çalışıyor?
Çalışmayı yürüten ekip, TU Berlin Kimya Enstitüsü'nde organik kimya profesörü Martin Oestreich'in grubu. Makalenin ilk yazarı Biping Xu; diğer yazarlar Tobias Randt, Xiaojie Liu ve Hendrik F. T. Klare. Tepkimenin ayrıntıları ise Bonn Üniversitesi Mulliken Kuramsal Kimya Merkezi'nden Stefan Grimme ile Zheng-Wang Qu'nun kuantum kimyası hesaplarıyla aydınlatıldı. Makale dergiye 22 Haziran'da gönderildi, 20 Ekim'de kabul edildi ve sekiz gün sonra çevrim içi yayımlandı.
Yöntemin iki ana oyuncusu var. Birincisi, grubun uzmanlık alanı olan sililyum iyonu: artı yüklü, elektronca çok fakir bir silisyum atomu taşıyan ve bu yüzden son derece tepkin olan bir molekül. İkincisi ise kötü şöhretiyle bilinen fosgen (COCl₂). Ekip, gaz halindeki fosgeni doğrudan kullanmak yerine katı ve taşınması daha kolay olan trifosgeni tercih etti. Trifosgen, tepkime sırasında fosgeni yavaş yavaş açığa çıkarıyor; bu salımı da yine sililyum iyonu hızlandırıyor.
Asıl iş, sililyum iyonunun fosgenden bir klorür iyonu koparmasıyla başlıyor. Geriye kalan parça, artı yüklü klorokarbonil katyonu (COCl⁺). Hesaplamalar, fosgenin yalnızca klor kaynağı olmadığını, Si–O–Si bağlarını asıl yaran etkin türün bu katyon olduğunu gösterdi. Katyon zincirdeki oksijeni yakalıyor, silisyum uçları klor alıyor ve oksijen sonunda karbondioksit olarak ayrılıyor. Birbirine bağlı birkaç tepkime döngüsü sonunda zincir, tek tek dimetildiklorosilan moleküllerine ayrılıyor. Net hesapta her tekrar birimi bir fosgen molekülüyle tepkimeye giriyor ve geriye bir monomerle bir karbondioksit kalıyor. Bu tür tepkimelere oksijeni uzaklaştırıp yerine klor koyduğu için "deoksijenatif klorlama" deniyor.
Kek kalıbından emziğe: Gerçek atıklarla deneme
Ekip yöntemi yalnızca saf laboratuvar maddelerinde değil, gerçek ürünlerde de sınadı. Makaleye göre tepkime düz zincirli ve halkalı siloksanlarda, ticari silikon yağlarında ve elastomer denilen kauçuk benzeri silikonlarda işe yarıyor. TU Berlin'in duyurusuna göre denenen atıklar arasında silikon kek kalıpları, biberon emzikleri ve silikon kapaklar vardı. Tepkime 80 °C gibi ılımlı bir sıcaklıkta, yani suyun kaynama noktasının altında yürüyor. Yirmi dört saatlik tepkimenin sonunda bazı ürünlerde dimetildiklorosilan verimi %99'a çıktı. Farklı kullanılmış silikon ürünlerinin karıştırıldığı denemede ise verim %86 oldu.
Üniversitenin açıklamasında Oestreich, silikonun sağlam yapısının onu geri dönüştürmeyi çok zorlaştırdığını ve atıkların şimdiye kadar çoğunlukla yakıldığını ya da depolandığını hatırlatıyor. Oestreich'a göre grubu sililyum iyonları üzerinde yaklaşık 15 yıldır çalışıyor; silikon geri dönüşümünü bu kimyanın önemli bir uygulama alanı olarak ancak son beş yılda fark ettiler. Üniversite yöntem için patent başvurusu yaptı.

Tek aday değil: Lyon'dan gelen rakip yol
Silikonu klorosilanlara geri çevirme fikri yalnızca Berlin'de çalışılmıyor. Nisan 2025'te Science dergisinde yayımlanan bir çalışmada Lyon'daki Claude Bernard Üniversitesi ve Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) kimyacıları, silikon üreticisi Elkem'in araştırmacılarıyla birlikte galyum katalizörü ve bor triklorür kullanan bir yöntem tanıttı. O tepkime yalnızca 40 °C'de çalışıyor ve yine sanayide kullanılan klorosilanları geri kazandırıyordu. İki yaklaşım, silikonun en sağlam bağı olan Si–O bağını kırmak için farklı kimyasal "anahtarlar" kullanıyor: Lyon ekibi bor triklorüre, Berlin ekibi fosgen ile sililyum iyonu ikilisine güveniyor. Hangisinin sanayiye daha uygun olduğunu maliyet, güvenlik ve atık akışlarındaki kirliliklere dayanıklılık belirleyecek.

Fosgen sorunu ve sırada ne var?
Yöntemin en tartışmalı yanı, kullandığı kimyasal. Fosgen, Birinci Dünya Savaşı'nda kimyasal silah olarak kullanılmış, çok zehirli bir gaz. Öte yandan sanayide hâlâ büyük miktarlarda kullanılıyor; poliüretan köpüklerin ve polikarbonat plastiklerin hammaddeleri fosgenle üretiliyor. Yani kimya tesisleri bu gazı güvenle işlemeyi biliyor. Yine de trifosgen kullanılsa bile tepkime sırasında fosgen oluştuğu için tehlike ortadan kalkmıyor. Alman mühendislik yayını ingenieur.de de haberinde bu riski öne çıkardı ve sonuçların sanayi ölçeğinde neredeyse eksiksiz bir geri dönüşüm anlamına gelmediğini, laboratuvar verimleri olduğunu vurguladı.
Araştırmacılar önlerindeki işleri açıkça sıralıyor. İlk olarak fosgenin yerini alabilecek daha güvenli klorlama maddeleri arıyorlar. İkinci olarak, geri kazanılan dimetildiklorosilanın içinde kalabilecek fosgen izlerini temizleyecek bir arıtma adımı geliştirmeleri gerekiyor; monomerin yeniden silikon üretiminde kullanılabilmesi buna bağlı. Bunların yanında boya, dolgu maddesi ve başka kirlilikler içeren büyük ve karışık atık akışlarıyla denemeler, tesis ölçeğine büyütme ve yöntemin enerji tüketimini, karbondioksit salımını ve kimyasal madde ihtiyacını kapsayan bir yaşam döngüsü analizi henüz yapılmadı. Bu nedenle yeni yolun, kumdan başlayan klasik üretimden ne kadar enerji tasarrufu sağlayacağı şimdilik bilinmiyor.
Yine de çalışma, kimyacıların on yıllardır "geri dönüştürülemez" diye bir kenara koyduğu bir malzeme için önemli bir eşik. Yılda milyonlarca ton üretilen silikonun bir gün, cam ve alüminyum gibi kendi hammaddesine geri dönen malzemeler arasına girmesi artık yalnızca bir hayal değil. Bunun için önce fosgensiz, temiz ve büyütülebilir bir sürecin ortaya konması gerekiyor.
Kaynaklar: Xu, B. ve ark., "Back-to-monomer depolymerization of silicones by deoxygenative chlorination", Nature (28 Ekim 2026, DOI: 10.1038/s41586-026-11335-4); TU Berlin basın bülteni, "Durchbruch beim Recycling von Silikonen" (28 Ekim 2026); Vũ ve ark., Science 388, 392–400 (25 Nisan 2025, DOI: 10.1126/science.adv0919); Wolf, A. T. ve Stammer, A., "Chemical Recycling of Silicones—Current State of Play", Polymers 16, 2220 (2024, DOI: 10.3390/polym16152220); ingenieur.de (31 Ekim 2026). Kapak fotoğrafı: Silikon kek kalıplarına hamur dolduruluyor. Fotoğraf: Marek Ślusarczyk (Tupungato) / Wikimedia Commons, CC BY 3.0.








