Büyük Pasifik Çöp Alanı'nda okyanusun rengi değişiyor; sebep mikroplastik olabilir

Bergen Üniversitesi'nden araştırmacılar, üç ayrı uydu kaydında Büyük Pasifik Çöp Alanı çevresindeki suların 20 yılda mavi ve yeşil ışıkta birlikte parladığını saptadı. Işınım modellerine göre bu camgöbeği kayma, suda asılı küçük mikroplastiklerin izine uyuyor ve plastik hesaba katıldığında olasılığı dört kattan fazla artıyor. Yazarlar nedenselliğin henüz kanıtlanmadığını, yerinde ölçüm gerektiğini…
Pasifik Okyanusu'nun ortasında, Hawaii ile Kaliforniya arasında biriken plastik çöpler yalnızca deniz canlılarını değil, suyun rengini de etkiliyor olabilir. Norveç'teki Bergen Üniversitesi'nden üç araştırmacı, 20 yıllık uydu kayıtlarında Büyük Pasifik Çöp Alanı ve çevresindeki suların, uzaktaki okyanusa kıyasla mavi ve yeşil ışıkta birlikte parladığını saptadı. 5 Kasım 2026'da Communications Earth & Environment dergisinde yayımlanan çalışmaya göre bu renk kayması, suda asılı duran küçük mikroplastiklerden beklenen izle örtüşüyor. Yazarlar bunun kesin bir kanıt olmadığını açıkça belirtiyor; ama sonuç doğrulanırsa, gözle görülemeyecek kadar küçük plastik parçacıkların uzaydan izlenmesi için yeni bir yol açılabilir.
Üç uydu kaydı, aynı renk kayması
Çalışmanın yazarları Shea Cheatham, Daniel Koestner ve Børge Hamre, Bergen Üniversitesi Fizik ve Teknoloji Bölümü'nde okyanus optiği üzerine çalışıyor. Ekip, Kuzey Pasifik'in doğusunda 12–44° kuzey enlemleri ile 125–155° batı boylamları arasındaki bölgeyi 4°×5°'lik büyük hücrelere böldü ve Ağustos 2002 ile Eylül 2022 arasındaki aylık uydu ölçümlerini inceledi.
Tek bir uyduya güvenmemek için üç ayrı veri seti kullanıldı: NASA'nın Aqua uydusundaki MODIS algılayıcısının kayıtları, Avrupa Uzay Ajansı'nın İklim Değişikliği Girişimi kapsamında birden çok uydunun verisini birleştiren OC-CCI ürünü ve Avrupa'nın Copernicus deniz hizmetinin GlobColour ürünü. Araştırmacılar El Niño'nun etkisini veriden ayıkladı, mevsimsel dalgalanmaları hesaba katan istatistik testler uyguladı ve her eğilimi 10.000 kez yeniden örneklenmiş zaman serileriyle sınadı.
Sonuç üç veri setinde de benzer bir tablo çıkardı: Çöp alanının içinde ve özellikle modellenen sınırının batı ucunda, sudan yansıyan ışık hem mavi hem yeşil bantlarda aynı anda arttı. Bu ikili artış haritalarda camgöbeği (cyan) renkte görünüyor ve bölgenin en güçlü, istatistiksel olarak en sağlam eğilimleri arasında. Veri setleri her yerde uyuşmuyor; MODIS'te algılayıcının yıllar içinde kayması, OC-CCI'da ise daha temkinli birleştirme yöntemi farklılıklara yol açıyor. Yazarlar, en az sayıda anlamlı eğilim gösteren OC-CCI'da bile çöp alanının yakınında camgöbeği hücreler bulunmasını önemli buluyor.

Türkiye'nin iki katı bir plastik girdabı
Büyük Pasifik Çöp Alanı, sanıldığı gibi üzerinde yürünebilecek bir "çöp adası" değil. Kuzey Pasifik'te saat yönünde dönen akıntı sistemi, yani Kuzey Pasifik Subtropikal Döngüsü, yüzen plastiği yavaş yavaş ortadaki sakin sulara taşıyor. Bu çöplerin çoğu ağ parçaları, şamandıralar, kasalar ve gittikçe ufalanan plastik kırıntılarından oluşuyor; büyük bölümü dağınık durduğu için uydudan bir leke gibi görünmüyor.
Bölgenin bugün de kullanılan en kapsamlı tahmini, The Ocean Cleanup vakfından Laurent Lebreton ve arkadaşlarının 2018'de Scientific Reports dergisinde yayımladığı çalışmaya ait. 2015'teki çok gemili tarama ve 2016'daki uçak gözlemleriyle beslenen modele göre çöp alanı yaklaşık 1,6 milyon km² kaplıyor; bu, 783.562 km²'lik Türkiye'nin yaklaşık iki katı. Alanda en az 79.000 ton plastiğin yüzdüğü tahmin ediliyor (olası aralık 45.000–129.000 ton). Kütlenin dörtte üçünden fazlasını 5 santimetreden büyük parçalar, en az %46'sını balık ağları oluşturuyor. Tablo sayıya göre bakınca tersine dönüyor: Yaklaşık 1,8 trilyon parçanın %94'ü mikroplastik, ama bunlar toplam kütlenin yalnızca %8'i.

Okyanusun rengi nasıl ölçülür?
Denizcilerin suyun rengini kaydetmesi yeni değil: 19. yüzyılın sonunda geliştirilen ve laciverten kahverengiye uzanan 21 tonluk Forel-Ule skalası, suyu gözle bir renk cetveliyle karşılaştırmaya dayanıyordu. Bugün aynı işi uydular, ışığı dar dalga boyu bantlarına ayıran algılayıcılarla yapıyor. Ölçülen büyüklüğün adı "uzaktan algılama yansıması" (remote sensing reflectance): Sudan geri çıkan ışığın, yüzeye gelen güneş ışığına oranı.
Bu ışık, suyun içinde nelerin bulunduğunu ele veriyor. Su molekülleri kırmızıyı soğurup maviyi saçtığı için temiz açık okyanus koyu mavi görünür. Fitoplanktondaki klorofil mavi ve kırmızı ışığı soğurur, bolsa su yeşile kayar. Çözünmüş organik madde mavi ve morötesi ışığı yutarak suyu koyulaştırır. Uydu ölçümlerinin önemli bir zorluğu da atmosfer: Uzaydan algılanan ışığın büyük bölümü havadan geldiği için önce bu payın hesaplanıp çıkarılması gerekiyor.
NASA'nın Aqua uydusu 2002'den, ondan önce başka uydular da 1990'ların sonundan beri okyanusun rengini neredeyse kesintisiz ölçüyor. Şubat 2024'te fırlatılan NASA'nın PACE uydusu ise morötesinden yakın kızılötesine kadar 200'den fazla dalga boyunu ayırt edebilen bir okyanus rengi algılayıcısı taşıyor. Bu uzun kayıtlar, son yıllarda okyanusların renginin değiştiğini gösteren çalışmaların da temelini oluşturdu.

Neden mikroplastik?
Ekibin dayanağı, Koestner ve arkadaşlarının 2024'te yayımladığı laboratuvar ölçümleri. Araştırmacılar suya karıştırılmış farklı plastik türlerinin ışığı nasıl soğurup saçtığını ölçmüş ve küçük mikroplastiklerin, fitoplanktondan farklı olarak renkleri pek ayırt etmeden az soğurduğunu, buna karşılık ışığı güçlü biçimde geri saçtığını bulmuştu. Bu çalışmada "küçük mikroplastik" 300 mikrometreden, yani yaklaşık bir saç telinin üç katı kalınlıktan küçük parçacıklar için kullanılıyor.
Yeni makalede bu ölçümler, atmosferi ve okyanusu birlikte hesaplayan Flick-AccuRT adlı ışınım aktarım modeline girildi. Ekip, tipik açık okyanus koşullarını temsil eden 100 farklı arka plan ortamına metreküpte 1 ile 200 miligram arasında on farklı mikroplastik derişimi ekleyerek toplam 1.100 simülasyon yaptı. Mikroplastiklerin yarattığı parlama her derişimde 490 nanometrede, yani mavi ile yeşilin sınırında doruğa ulaştı. Modele göre bu parlama, metreküpte yaklaşık 5 miligram mikroplastikte piksel başına tipik ölçüm belirsizliğinin ortanca değerini aşıyor.
Yazarlar bir hesap daha yapıyor: Çöp alanının batı ucundaki en parlak hücredeki tüm artış yalnızca mikroplastikten kaynaklansaydı, 20 yılda metreküp başına MODIS'e göre 14, GlobColour'a göre 25, OC-CCI'a göre 11 miligramlık bir artış gerekecekti. Makalede bu değerler, 2016'daki yüzey ağ örneklerinden türetilen ve 0,5–5 milimetrelik mikroplastiklerin yüzeye yakın sularda metreküpte 17 miligramı aşabildiğini gösteren tahminle aynı mertebede bulunuyor. Kuzey Atlantik'te 2025'te yapılan ölçümlerde de subtropikal döngünün yüzey tabakasındaki nanoplastik derişimi ortalama metreküpte 15 miligram dolayında bulunmuştu.
Doğal açıklamalar ne kadar olası?
Okyanusun rengi plastik olmadan da değişebilir. Bunu sınamak için ekip 500 simülasyonda plankton miktarını ve türünü, çözünmüş organik maddeyi ve doğal parçacıkları rastgele değiştirdi; ardından tüm simülasyon çiftleri arasındaki farkları, yani 124.750 olası değişim senaryosunu inceledi. Yalnızca doğal değişkenlerle üretilen parlama senaryolarının yalnızca %3'ü camgöbeği renkteydi. Mikroplastik de denkleme eklendiğinde bu oran %13'e çıktı; yani gözlenen renk kaymasının olasılığı dört kattan fazla arttı.
Plastiksiz senaryolarda camgöbeği renk ancak olağanüstü bir ekolojik değişimle ortaya çıkıyor: Hem plankton biyokütlesinin belirgin biçimde azalması hem de iri hücreli fitoplanktonun yerini tümüyle küçük hücrelilere bırakması gerekiyor. Yazarlar başka adayları da tartışıyor. Kireç kabuklu kokolitoforların aşırı çoğalması bu besince fakir sularda beklenmiyor ve rengi daha çok yeşile kaydırırdı. Hawaii açığındaki ALOHA istasyonunun kayıtlarına göre okyanusa düşen çöl tozu da 1980'den bu yana belirgin biçimde artmamış.
Bulgu, renk değişiminin plastiğe "bağlı olabileceğini" söylüyor; doğal değişimlerle mikroplastik birikiminin birlikte rol oynadığı bir senaryo yazarlara en akla yatkın açıklama gibi görünüyor.
Sınırlar: Nedensellik henüz kanıtlanmadı
Makalenin en dikkat çekici yanlarından biri, yazarların sonuçlarını temkinli sunması. Uydu verisindeki parlamanın modellenen mikroplastik iziyle örtüşmesi, tek başına mikroplastiğin asıl neden olduğunu göstermiyor. Çöp alanında 300 mikrometreden küçük parçacıkların derişimi şimdiye kadar doğrudan ölçülmüş değil; çöp alanının sınırları da bir modelden geliyor. Ayrıca kullanılan hücreler kenar uzunluğu yüzlerce kilometreyi bulan büyük kareler, bu yüzden sonuç bölgesel bir eğilimi anlatıyor.

Cheatham, ScienceAlert'e verdiği demeçte ilk veri setinde modelin öngördüğü kaymayı gördüklerinde hem şaşırdıklarını hem de kaygılandıklarını, bu yüzden iki veri setine daha baktıklarını anlatıyor. CNN'e konuşan ve çalışmada yer almayan Plymouth Üniversitesi deniz biyoloğu Richard Thompson ise plastiğe bağlı sinyalleri saptamanın çok zor olduğunu, uydudan renk değişimini izlemenin parçaları tek tek saymaktan daha hızlı ve ucuz olacağını söylüyor.
Okyanus renginin değiştiğini gösteren tek çalışma bu değil. National Oceanography Centre'dan B. B. Cael ve arkadaşları 2023'te Nature'da, MODIS-Aqua'nın 20 yıllık kaydında okyanus yüzeyinin geniş bir bölümünde anlamlı renk eğilimleri bulduklarını yayımlamıştı. Makale ilk çıktığında %56 olarak duyurulan bu oran, Ekim 2024'teki düzeltmeyle %95 güven düzeyinde %40'a indi. Plymouth'tan Thomas Davies ve Tim Smyth da 2025'te Global Change Biology'de, 2003–2022 arasında dünya okyanuslarının yaklaşık %21'inde ışığın suya daha az işlediğini, yani okyanusun "karardığını" bildirdi. Bergen ekibinin çalışması, bu geniş ölçekli değişimlerin bazı bölgelerde plastikle de ilişkili olabileceği sorusunu ekliyor.
Bizim denizlerimizde durum ve sırada ne var?
Mikroplastik sorunu Türkiye kıyılarına da yabancı değil. ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü'nden Olgaç Güven ve arkadaşlarının 2017'de Environmental Pollution dergisinde yayımladığı çalışmada, Türkiye'nin Akdeniz kıyısındaki 18 noktada yüzey suyunda kilometrekare başına 16.339 ile 520.213 arasında mikroplastik parçacığı sayıldı; incelenen 1.337 balığın %58'inin midesinde ya da bağırsağında mikroplastik çıktı. Güven'in (bugün Akdeniz Üniversitesi) yer aldığı ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü'yle birlikte yürütülen TÜBİTAK destekli bir projenin Haziran 2026'da kamuoyuyla paylaşılan ilk bulgularına göre Marmara Denizi'nin 14 noktasından alınan çökel karotlarında mikroplastik kirliliği 2000'lerin başından beri belirgin biçimde artmış, bazı bölgelerde yaklaşık üç katına çıkmış. Marmara, Pasifik'teki çöp alanından çok farklı, kıyıya yakın ve bulanık bir deniz; bu yüzden uydu yöntemi buraya doğrudan uygulanamaz.
Bergen ekibinin bir sonraki hedefi, çöp alanından su örnekleri alıp optik ölçümler yapmak ve uydunun gördüğü renk kaymasını yerinde doğrulamak. Yöntem doğrulanırsa mikroplastik birikiminin, örnek toplamanın zor ve pahalı olduğu açık okyanusta uzaydan izlenebileceği umuluyor. Yazarlar yine de temizliğin sınırına dikkat çekiyor: Doğal deniz parçacıklarıyla aynı boydaki bu küçük plastikleri okyanustan ayıklamak neredeyse imkânsız. Bu nedenle en etkili çözüm, plastiğin denize ulaşmadan önce durdurulması ve geri dönüşüm yöntemlerinin geliştirilmesi.
Kaynaklar: Cheatham S, Koestner D, Hamre B, "The ocean's color is changing near the Great Pacific Garbage Patch", Communications Earth & Environment 7, 855 (5 Kasım 2026), doi:10.1038/s43247-026-04071-0; Lebreton L ve ark., "Evidence that the Great Pacific Garbage Patch is rapidly accumulating plastic", Scientific Reports 8, 4666 (2018), doi:10.1038/s41598-018-22939-w; Koestner D, Foster R, El-Habashi A, Cheatham S, "Measurements of the inherent optical properties of aqueous suspensions of microplastics", Limnology and Oceanography Letters 9, 487–497 (2024), doi:10.1002/lol2.10387; Cael BB ve ark., "Global climate-change trends detected in indicators of ocean ecology", Nature 619, 551–554 (2023), doi:10.1038/s41586-023-06321-z ve düzeltme (24 Ekim 2024), doi:10.1038/s41586-024-08090-9; Davies TW, Smyth TJ, "Darkening of the Global Ocean", Global Change Biology 31(5) (2025), doi:10.1111/gcb.70227; Güven O, Gökdağ K, Jovanović B, Kıdeyş AE, "Microplastic litter composition of the Turkish territorial waters of the Mediterranean Sea, and its occurrence in the gastrointestinal tract of fish", Environmental Pollution 223, 286–294 (2017), doi:10.1016/j.envpol.2017.01.025; NASA PACE görevi; ScienceAlert (Michelle Starr, Kasım 2026); CNN (5 Kasım 2026); Phys.org (Kasım 2026); NTV, "Marmara'da plastik kirliliği üç kat arttı" (1 Haziran 2026); TÜİK yüzölçümü verisi. Kapak fotoğrafı: Midway Atolü'nde (Kuzeybatı Hawaii Adaları) kıyıdan toplanan ağ ve plastik yığınının önünde bir Laysan albatrosu, Mart 2017. Fotoğraf: ABD Balık ve Yaban Hayatı Servisi (USFWS Pacific) / Wikimedia Commons, kamu malı.








