Sibirya'daki 2.800 yıllık İskit mezarı, psikoaktif kenevir kullanımının en eski doğrudan kanıtını verdi

Tuva'daki Tunnug 1 kurganında bulunan 1.000'i aşkın kenevir tohumu MÖ 800–760'a tarihlendi; aynı mezardaki insan saçında THC'nin yıkım ürünü kannabinol ve zayıf THC izleri saptandı. Science'ta yayımlanan çalışma, önceki en eski doğrudan kanıtı yaklaşık 300 yıl geriye taşıyor. Bir toksikolog ise saçtaki izin dışarıdan bulaşma olabileceği uyarısında bulunuyor.
Güney Sibirya'daki Tuva Cumhuriyeti'nde, bataklığa gömülü bir İskit kurganında yapılan analizler, insanların kenevirin zihin değiştirici etkisinden yararlandığına dair bugüne kadarki en eski ve doğrudan tarihlenmiş kanıtı ortaya koydu. Bern Üniversitesi ile Jena'daki Max Planck Jeoantropoloji Enstitüsü'nden arkeolog Gino Caspari'nin yönettiği uluslararası ekip, 5 Kasım 2026'da Science dergisinde yayımlanan çalışmada, Tunnug 1 adlı kraliyet kurganından çıkan 1.000'den fazla kenevir tohumunu radyokarbonla yaklaşık MÖ 800–760 yıllarına tarihledi. Asıl önemli bulgu ise aynı mezardaki insan saçından geldi: Saç örneklerinde, kenevirin etken maddesi THC'nin (tetrahidrokannabinol) zamanla dönüştüğü kannabinol (CBN) izleri ve daha zayıf THC sinyalleri saptandı. Böylece önceki en eski doğrudan kanıt olan Çin'deki yaklaşık 2.500 yıllık buluntunun üç yüzyıl kadar öncesine inilmiş oldu.
Hayalet süvarilerin bekçiliğindeki kurgan
Tunnug 1, Tuva'nın Uyuk vadisinde, arkeologların "Sibirya'nın Krallar Vadisi" diye andığı, büyük İskit kurganlarıyla dolu bir ovada yer alıyor. Bazı yayınlarda "Arjan 0" diye de anılan kurgan, 1970'lerde kazılan ünlü Arjan 1 kurganının yaklaşık 10 kilometre güneybatısında. Yaklaşık 140 metre çapındaki kurgan uzun süre bataklık altında kaldığı için gözden kaçtı; İsviçreli ve Rus arkeologların ortak kazısı 2017'de başladı. Ahşap yapıların tarihlemeleri, kurganın MÖ 9. yüzyılın sonlarında inşa edildiğini gösteriyor. Bu da Tunnug 1'i, Karadeniz'in kuzeyinden Moğolistan'a uzanan bozkırda yayılan İskit maddi kültürünün bilinen en erken anıtlarından biri yapıyor.
Kurganın ortasında dört ahşap yapı ve bunların içinde kütük tabutlar bulunuyor. Yeni çalışma bu yapılara gömülen altı kişiyi inceledi. Yapıların üzerine ise at iskeletleri yerleştirilmiş. Ekip 2024'te Antiquity dergisinde, örtü katmanının üzerine bırakılmış en az 18 at ve bir insandan oluşan bir kurban düzenini yayımlamış ve bunu Herodot'un İskit kral cenazelerinde anlattığı, kazıklarla ayakta tutulan ölü atlı muhafızlara benzetmişti. Bern Üniversitesi'nin açıklamasına göre o yayından sonra onlarca at kurbanı ve dağınık insan kemikleri daha bulundu. Caspari, gömülere yoğun at kurbanlarının ve büyük olasılıkla insan kurbanlarının da eşlik ettiğini belirtiyor.

Bin tohum ve bir tutam saç
Mezar yapılarının içinden ve çevresinden çıkarılan tohumlar küçük, koyu renkli ve yüzeylerinde kenevire özgü ağ benzeri bir desen taşıyor. Haberlere yansıyan ayrıntılara göre 1.000'den fazla tam ve 500 kadar kırık tohum bulundu. Bern Üniversitesi bülteni sayıyı yaklaşık 1.000 olarak verirken Science dergisinin basın özeti 1.400'ü aşkın tohumdan söz ediyor; farkın tam ve kırık tohumların ayrı sayılmasından kaynaklandığı anlaşılıyor. Doğrudan radyokarbonla tarihlenen altı tohum, öteki tarihlemelerle birlikte, tohumların mezara MÖ 8. yüzyılın başında, yani kurganın yapımıyla aynı dönemde konduğunu gösteriyor.
Tohumların biçimi, bugünkü tarımsal çeşitlerden çok yabani ya da yabaniye yakın bitkileri andırıyor. Bazı haberlerde bu bitkiler Cannabis ruderalis olarak anılıyor; bu ad, Orta Asya bozkırlarında kendiliğinden yetişen, kısa boylu yabani kenevir için kullanılıyor. Yazarlara göre bitkiler büyük olasılıkla çevreden toplandı; yetiştirilip yetiştirilmediği ya da etken maddesi yüksek bitkilerin seçilip seçilmediği şimdilik bilinmiyor.
Tohumlar tek başına bir şey kanıtlamıyor. Kenevir binlerce yıldır yağı için tohumundan, ip ve kumaş için lifinden yararlanılan bir bitki; bir mezarda tohum bulunması, onun ritüelde önemli olduğunu gösterse de birinin onu kullandığını göstermez. Ekip bu yüzden mezarın merkezindeki odadan çıkan ve bazıları hâlâ örgülü duracak kadar iyi korunmuş insan saçına yöneldi. Saç, çürümeye karşı dayanıklıdır ve vücutta dolaşan maddelerin izlerini uzun süre saklayabilir. Yüksek çözünürlüklü kütle spektrometresiyle yapılan analizde incelenen saç örneklerinin hepsinde kannabinol sinyali, bunun yanında kütlesi THC ile uyumlu daha zayıf sinyaller bulundu.

Kenevir mi, esrar mı?
Bu tür haberlerde terimler sık karışıyor. Kenevir, Cannabis cinsinden bitkinin genel adı; lif ve tohum için yetiştirilen düşük THC'li tipler de, zihin değiştirici etkisi güçlü olanlar da bu adla anılıyor. Türkçede esrar ise bitkinin reçinesinden ya da çiçek başlarından elde edilen uyuşturucu ürün için kullanılıyor. Tunnug 1'de böyle bir ürün bulunmadı: Bulunan, bitkinin tohumları ve bir insanın saçında kalmış kimyasal izler.
Kannabinol, THC'nin oksijenle zamanla bozunması sonucu oluşan bir bileşik. Bu yüzden 2.800 yıllık bir örnekte THC'nin kendisinden çok CBN'nin bulunması beklenen bir durum. Yazarlar sinyalleri, kenevirin zihin değiştirici özelliği için kullanıldığının işareti olarak yorumluyor. Ancak saç verisi, ne kadar madde alındığını ya da kenevirin dumanının mı solunduğunu yoksa yenip içildiğini mi göstermiyor. Bitkilerin THC içeriği de bilinmiyor.
Bulgu herkesi ikna etmedi
Çalışmada yer almayan bazı araştırmacılar sonuçları önemli buluyor. Associated Press'in aktardığına göre ise Freiburg Üniversitesi Tıp Merkezi'nde adli toksikoloji bölümünün başındaki Volker Auwärter, saç analizini bilimsel açıdan zayıf olarak niteledi. Auwärter'e göre veriler, kenevirin vücuda alınmasıyla, saçın mezarda kenevirle temas ederek dışarıdan kirlenmesini birbirinden ayıramıyor; bunun için standart bir adli toksikoloji testi yapılması gerekirdi. Bu itiraz, bulgunun en kritik noktasına dokunuyor: Tohumlarla aynı mezardan çıkan saçtaki iz, içeriden mi dışarıdan mı geldi?
Bard Koleji'nden arkeolog Casper Meyer ise Scientific American'a, tohum ile saçın bir arada bulunmasını insan kullanımının güçlü bir göstergesi olarak gördüğünü söyledi. Colorado Boulder Üniversitesi'nden William Taylor da kenevirin araştırmalarda uzun süre damgalanmış ya da kenarda kalmış bir konu olduğunu, çalışmanın birbirine bağlı bozkır dünyasına ayrıntılı bir pencere açtığını vurguladı.
Kurbanları sakinleştirmek için mi?
En çok ilgi çeken yorum, kenevirin kurban edilecek kişileri sakinleştirmek için kullanılmış olabileceği. Yazarlar makalede, insan kurbanı geleneğinin bitkiyi ritüele dahil edilecek kişileri yatıştırmak için potansiyel olarak yararlı bir araç hâline getirmiş olabileceğini yazıyor. Bu, bulgunun kendisi değil, bağlamdan çıkarılan bir olasılık. Saçı incelenen altı kişinin kurban mı yoksa kurganın asıl sahipleri mi olduğu, bulunan izlerin cenaze törenine mi yoksa kişilerin yaşamına mı ait olduğu bu verilerle kesinleşmiyor. Çalışma tek bir mezara dayanıyor ve uygulamanın bozkırda ne kadar yaygın olduğunu söylemiyor.

Herodot'tan Pazırık'a: bozkırın kenevir izleri
İskitlerin kenevirle ilişkisi aslında 2.500 yıldır yazılı. Herodot, MÖ 5. yüzyılda yazdığı Tarihler'in dördüncü kitabında (IV.73–75), Karadeniz'in kuzeyindeki İskitlerin bir cenazeden sonra keçe çadır kurduğunu, kızgın taşlara kenevir tohumu attığını ve yükselen dumanla arındığını anlatır. Aynı kitapta (IV.72) kral mezarının çevresine, kazıklarla ayakta tutulan elli ölü atlı muhafız yerleştirildiğini de yazar. Tunnug 1'deki at kurbanları ile kenevir tohumları, bu anlatının çok daha eski ve doğudaki bir yankısı gibi duruyor.
Arkeoloji Herodot'u kısmen doğrulamıştı. Sovyet arkeolog Sergey Rudenko'nun 1947–49'da Altay'daki Pazırık kurganlarında yaptığı kazılarda, MÖ 4.–3. yüzyıla tarihlenen mezarlarda taşla dolu bronz kazanlar, küçük çadır iskeletleri ve kenevir tohumu içeren deri kese bulundu. Öte yandan başka mezarlardaki benzer kaplarda bulunan tohumların sonraki incelemelerde kenevir değil kişniş olduğu anlaşıldı. 2019'da Science Advances'ta yayımlanan bir çalışma ise Pamir dağlarındaki Jirzankal mezarlığında, yaklaşık MÖ 500'e tarihlenen ahşap mangallarda yakılmış kenevirin kimyasal izlerini ve yüksek THC işaretlerini buldu. Bu, o güne kadar kenevirin zihin değiştirici amaçla yakıldığına dair en eski doğrudan kanıt sayılıyordu. Yeni çalışmanın yazarlarından Max Planck'tan Robert Spengler, Jirzankal çalışmasında da yer almıştı.
Benzer bir yaştaki başka bir buluntu bozkırın dışından geliyor: Güney İsrail'deki Tel Arad tapınağında, yaklaşık MÖ 760–715 yıllarına tarihlenen bir sunakta 2020'de kenevir kalıntısı saptanmıştı. Ancak mangal ve sunak kalıntıları kenevirin yakıldığını gösterir, kimin soluduğunu göstermez. Tunnug 1'i farklı kılan, izin bir insanın saçında bulunması. Çin'deki Turfan havzasında 2.800–2.400 yıl önceye tarihlenen bir mezarda bir adamın göğsüne yerleştirilmiş kenevir bitkileri de bulunmuştu; o bulgu bitkinin ritüeldeki yerini gösterse de kullanımı kanıtlamıyordu. Daha önceki yazımızda ele aldığımız İnka çocuk kurbanlarının saçındaki koka, alkol ve harmin izleri de saç analizinin geçmişteki madde kullanımını izlemede ne kadar güçlü bir araç olduğunu göstermişti.

Bozkırın ortak mirası ve sırada ne var?
İskitler, MÖ 1. binyılda Avrasya bozkırına yayılmış atlı göçebe toplulukların ortak adı. Yunan kaynakları Karadeniz'in kuzeyindekilere İskit, Pers kaynakları doğudaki akraba topluluklara Saka der. Bilim dünyasında yaygın görüş, bu toplulukların büyük bölümünün İrani dilleri konuştuğu yönünde; ancak Tunnug 1'i yapanlar yazı bırakmadığı için hangi dili konuştuklarını bilmiyoruz. Bugün Tuva, Türk dillerinden Tuvacanın konuşulduğu bir cumhuriyet; at kültü, kurgan geleneği ve hayvan üslubu sanatı gibi unsurlar ise binyıllar boyunca bozkırdaki pek çok halkın ortak mirası oldu. Tunnug 1'in bulguları, İskit geleneklerinin köklerinin Güney Sibirya ve Moğolistan'ın erken atlı kültürlerine uzanıyor olabileceğine işaret ediyor.
Ekip, mezardan çıkan bitki örneklerinin bir kısmının genomunu dizilemeye başladı; Bern Üniversitesi'ne göre DNA son derece iyi korunmuş. Bu çalışmalar, Tunnug kenevirinin yabani mi yoksa ekili mi olduğunu ve bitkinin Avrasya'ya nasıl yayıldığını aydınlatabilir. 2021'de yapılan geniş bir genom çalışması, kenevirin yaklaşık 12.000 yıl önce Doğu Asya'da evcilleştirilmeye başlandığını ve lif ile psikoaktif tiplerin yaklaşık 4.000 yıl önce ayrıştığını öne sürmüştü. Kazı da sürüyor; yeni bitki kalıntıları çıkması bekleniyor.

Caspari, geçmişte psikoaktif madde kullanımına dair gerçek kanıtın son derece nadir olduğunu ve bu tür bulguların kenevirin kültürel tarihine ilişkin tartışmalara daha gerçekçi bir zemin sağlayabileceğini söylüyor. Tunnug 1 sorunun tamamını yanıtlamıyor; ama bozkırın erken atlı toplulukları için kenevirin, en az 2.800 yıl önce, ölümle ilgili törenlerin bir parçası olduğunu güçlü biçimde düşündürüyor.
Kaynaklar: Caspari G, Sadykov T, Formicheva D, Blochin J, Armbruster D, Happel O, Ryabogina N, Boxleitner K, Spengler R, "Direct evidence for psychoactive cannabis use 2800 years ago", Science (5 Kasım 2026), doi:10.1126/science.aeg3800; Bern Üniversitesi basın bülteni, "Cannabis was used as an intoxicant as early as 2,800 years ago" (5 Kasım 2026); AAAS/Science basın özeti, "Ancient Siberian tomb reveals 2,800-year-old evidence of ritual cannabis use" (5 Kasım 2026); Live Science, Scientific American, ScienceAlert ve Associated Press haberleri (5 Kasım 2026); Sadykov T ve ark., "A spectral cavalcade: Early Iron Age horse sacrifice at a royal tomb in southern Siberia", Antiquity (2024), doi:10.15184/aqy.2024.145; Caspari G ve ark., "Integrating Remote Sensing and Geophysics for Exploring Early Nomadic Funerary Architecture in the 'Siberian Valley of the Kings'", Sensors 19(14):3074 (2019); Ren M ve ark., "The origins of cannabis smoking: Chemical residue evidence from the first millennium BCE in the Pamirs", Science Advances (2019), doi:10.1126/sciadv.aaw1391; Ren G ve ark., "Large-scale whole-genome resequencing unravels the domestication history of Cannabis sativa", Science Advances 7(29) (2021), doi:10.1126/sciadv.abg2286; Arie E, Rosen B, Namdar D, "Cannabis and Frankincense at the Judahite Shrine of Arad", Tel Aviv 47(1) (2020); Jiang H ve ark., "Ancient Cannabis Burial Shroud in a Central Eurasian Cemetery", Economic Botany (2016); Herodot, Tarihler IV.71–75. Kapak fotoğrafı: Tuva'daki Tunnug 1 kurganında kazı alanı ve Uyuk vadisi. Fotoğraf: Alexander Novikov / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0.








